12.02.2009

Ankara Ulus Eski Meclis Binası

Ankara Ulus meydanında bulunan I. Türkiye Büyük Millet Meclisi binasının inşasına 1915 yılında başlanmıştır. İlkin İttihat ve Terakki Cemiyeti kulüp binası olarak tasarlanmış binanın planı mimarı Salim Bey tarafından yapılmış, inşasına ise kolordunun askeri mimarı Hasip Bey nezaret etmiştir.

Meclisin, 23 Nisan 1920'de bu binada toplanması kararlaştırıldığında henüz bitirilmemiş olan bina, milletin katkısıyla tamamlanmıştır. 23 Nisan 1920 ile 15 Ekim 1924 tarihleri arasında I. Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak kullanılan bina daha sonra Cumhuriyet Halk Fırkası Genel Merkezi ve Hukuk Mektebi olarak işlevini sürdürmüş, 1952 yılında Maarif vekâletine devredilmiş, 1957 yılında ise müzeye dönüştürülmüştür. Bina 23 Nisan 1961'de "Türkiye Büyük Millet Meclisi Müzesi" adıyla halkın ziyaretine açılmıştır. Atatürk'ün doğumunun 100. yılını kutlama programı çerçevesinde, 1981 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından restorasyon Ve teşhir-tanzim çalışmaları sonucu 23 Nisan 1981 tarihinde "Kurtuluş Savaşı Müzesi" adıyla yeniden ziyarete açılmıştır.

Bugün Kültür ve Turizm bakanlığı tarafından müzeye dönüştürülmüş eski meclis binası Riyaset Divanı-Bakanlar Kurulu Odası, Encümen Odası (Komisyon Odası)
Dinlenme Odası, İdare Odası Şer’i ye Encümeni Odası, Meclis Toplantı Salonu, Mescit Reis Odası (Meclis Başkanı Odası) ,depo ve sergi salonu olarak kullanılan alt kattan oluşmaktadır. Koridorun sol tarafında ve odalarda 1918-1923 yılları arasındaki olaylar, tarih sıralamasına göre yağlıboya tablo, fotoğraf, belge, bazı objeler, harp silah araç gereçleri ve modelleriyle anlatılmaktadır. Koridorun sağ tarafında ve odalarda ise Meclis çalışmaları birinci ve ikinci dönem mebuslarına ait fotoğraf, yağlı boya tablo, belge, hatıra eşyaları ve bazı objeler sergilenmektedir.

Yapıyı salt kendi içinde değil de çevresiyle bütünsel olarak ele aldığımız zaman hem toplumsal hem tarihi hem de mimari önemini daha iyi kavrayabiliriz. Bahçesindeki Nilüfer havuzu, yakın çevresindeki eskiden milletvekillerinin kalmaları için düzenlenen konuk evi olarak kullanılan Ankara Palas, eski Sayıştay binası Ulus meydanı gibi kimliği olan nesneler buranın önemini daha iyi algılatır. Yapının Cumhuriyet Döneminde cumhuriyet gönüllüsü halkın, o heyecana sahip bir toplumun eseri olması buranın ülkemizin önemli bir kimliği olma özelliğini ortaya çıkarır. Hem mimari hem de cumhuriyet rejiminin bir sembolü olması açısından muhakkak korunmalı ve bir şekilde verilecek işlevle sürdürebilirliği sağlanmalıdır. Yapıyı tek başına ele almak yerine çevresiyle ele almalıyız aksi takdirde cumhuriyetin kurulmasından itibaren hep birlikte hizmet veren bu yapılar kültürümüz ve sosyal belleğimizde bir boşluğa neden olacaktır.

Parça kütleler halinde Müze, ofis binası ve idari birim, röleve ve anıtlar birimi olarak kullanılan bu yapının geleceğe en iyi şekilde taşınması, kültürel kimliğinin korunması ve aynı zamanda topluma yararı olabilecek bir yapıya dönüştürülmesi öncelikle düşünülmelidir. Yapının bulunduğu semt ve çevreye ek olarak en önemlisi Ankara’da yani siyasetin kalbinin attığı yerde bulunması hatta yapının kendisinin de siyasi ve tarihsel bir kimliğe sahip olması buranın ileride de içinde siyaset olan bir birim olarak kullanılması öngörülebilir. Siyasetin kalbinin attığı Ankara’da ve buradaki siyaset biliminin olduğu eğitim kurumlarıyla rekabet edebilecek bir Siyaset bilimi üniversitesine dönüştürülebilir.

Kendine ait bahçesi ve buradaki Nilüfer havuzu, konferansların verildiği eski sığınak, ofis binaları ve müzelerinin yanı sıra bodrum katta depo ve sergi salonu bu kompleksi oluşturan öğelerdir ve bu fonksiyonel kütleler fazla miktarda değişikliğe uğratılmadan eğitim birimine ait kütlelere dönüştürülmesi için uygundur. Burada havuzun olduğu bahçe öğrencilerin ve buraya gelen eğitimci ve diğer ziyaretçilerin toplanma ve buluşma noktası olarak kullanılır. Şuan müzenin yanında ve buraya bağlı olarak bulunan ofis binası derslikleri ve idari bölümü kapsayan bir mekân olarak kullanılarak, röleve ve anıtların olduğu kütle de ihtiyaca göre derslik ve atölyelere dönüştürülebilir. Bu durumda şu anda Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından müze olarak kullanılan ana binaya müdahale edilmeden burası okula ait ziyaretçilere ve öğrencilere açık bir müze olarak kullanılabilir. Ayrıca 2.Dünya savaşı zamanından kalan kimyasal silahlanmaya karşı korunmak için yapılmış sığınak çeşitli konferansların verildiği bir birimdir ve bu kütlenin de değiştirilmesine gerek yoktur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder