1.31.2010

Tarihte Çevrenin Önemi

Tarih konusunu ele alacak olursak, tarih; geçmişin kanıtı geleceğin yol göstericisidir ve tarihi kaynakların korunması buna bağlı olarak tarihin zenginliği, toplumun gelişimine temel ve zemin oluşturur.

İlk olarak; tarihin kanıtları nelerdir diye sorgulayarak başlayalım. Tarih, tek başına varlığını gösteren bir eser veya günümüze kadar tek bir olgu olarak ele alınabilecek bir kavram değildir. Bu kapsamda tarihin varlığını gösterdiği ilk öğe çevredir. Bu kavram içinde ise; insan, doğa, mekan, yapı, sosyal ve kültürel yaşam ve bunların etkileşmesiyle meydana gelen bir birim oluşur. Bu birim, bulunduğu bölge, çevre koşulları ve toplumun yaşayış biçimini yansıtır. Tarihin oluşumunu burada anlamaya başlarız. Ülkemiz de tarihin kaybolması bundan kaynaklanır bir bakıma. Sadece camiler, medreseler, hanlar, hamamlar, türbeler vb. gibi anıtsal yapılar korunarak çevrelerinden koparılmış yalnızca tek başlarına birer anıtsallık yüklenmiştir. Bu anlamdaki koruma anlayışı o bölgenin tarihinde ve gelişiminde önemli eksiklikler yaratmıştır. Oysa ki bu eserlerin çevre ve kent ölçeğinde korunması hem tarihi gelecek kuşaklara aktaracak hem de o bölgede yaşayan toplumun sosyal ve kültürel yaşamının değerini arttıracaktır. “Tarihi çevre korumanın amacı, tarihi yerleşmeleri yok olmaktan kurtarmak, kültür mirasını günümüz yaşamıyla bütünleştirmektir.” Çünkü tarihin yaşaması o bölgenin bir açık müze konumunda olmasını sağlayacak, bireylerin geçmiş ve gelecek arasında bir köprü kurabilmesine yardımcı olacaktır. Bu da bireylerin sorgulayarak doğru sonuca varabilme yeteneğinin gelişmesinde önemli rol oynayacaktır.

Özellikle Türkiye gibi tarihi zenginliklerin, gelenek ve görenekleriyle var olmuş bir toplumun, bu değerlerini yitirmesi o toplumun geleceğinin yok olması demektir. Oysa ki bu zenginliklerin sürdürülmesi, korunması ve günlük yaşamda devam ettirilmesi, toplumun çevre bilincini ve varoluş efsanelerini unutmaması demektir. Bu bilinci ve yaşam felsefesini kaybetmemek ise bina ve bina gruplarının korunması ve bunların çevre ile ilişkilerinin korunmasına bağlıdır. Çevrede bulunan yalnızca bir bina veya bina grubunu korumak tarihi yaşatmanın bir çözümü olamaz. Kuban’ a göre ”Toplum sadece bugünü ve yarını ile değil, bütün geçmişi ile tanınıyorsa, geçmişin en görkemli ve kesin görünütüsünü bütün bir kent dokusunda yaşar.”

Özer’ e göre ise “Değişme, gelişme, yeni aşamalar, sağlıklı bir toplumun kaçınılmaz yoludur. Ancak, bu yol geçmişimizin değerlerine eğilmeyi, onların yaratılmalarındaki bileşenleri gözden geçimemeyi gerektirmez. Geçmişimizin ürünlerini, onların yaratılma ortamlarını açıklıkla ortaya koymak, üstelik gelecek için aydınlık bir yol bulmayı da kolaylaştırır.”

Çevre faktörü bize neler kazandırır? Bu bina ve bina gruplarının çevre ile birlikte korunması, yaşam felsefesinin devam ettirilmesi ile bir müzeye karşıdan bakmak yerine, bu müzede ki yaşamı hissedebilmemizi sağlayacaktır. Böylece gelecek ve geçmiş arasındaki bağ kopmayacak, gelecektede bu eşsiz zenginlikler yaşayabilecek aynı zamanda topluma referans sağlayacaktır.

Bu bağlamda da tarihin kanıtı ne tek bir yapı, ne de birkaç yapı grubu olabilir. Asıl korunması gerekenler çevre ile birlikte oluşan toplumun yaşayış biçimi ve bununla birlikte de var olan yapı gruplarıdır. Bugün ve gelecekte de bize referans sağlayacak olan anıt olarak korunmuş yapılar değil, bir bütün içinde korunup hala günlük yaşamda etkisini gösteren tarihi bölgelerdir.

Sonuç olarak tarihin kanıtı denince tek bir eser incelemek, geleceğe aktarabilmek değil, tarihi çevre ve tarihin oluşmasında etken olan bütün öğeleriyle korumak daha doğru olacaktır. Böylece bugün de gelecekte de tarihi yalnızca kitaplardan okumak, müzeye gitmek veya tek bir yapı da incelemek yerine, bir müzede kendi tarihimizi yaşayarak öğrenmek ve aktarmak olasıdır.


KAYNAKLAR:

http://www.spo.org.tr/resimler/ekler/1563a78ec593375_ek.pdf
http://www.tubitak.gov.tr/tubitak_content_files/vizyon2023/csk/EK-13.pdf
http://acikarsiv.ankara.edu.tr/fulltext/2519.pdf?ref=herseybedava.info

1 yorum:

Adsız dedi ki...

bebişim neden türkçe yazdın sen ya? kıyamam, hoşlandım senden
ccc Aşık Reis ccc

Yorum Gönder